Insan Kompleksinin Incelenmesi - Realitenin Algılanması Kabala Bilgeliği

Burada realitenin algılanmasını konuşacağız. Kadim bilgelik, kabala ve teozofiye bakacağız. 

 

Realiteyi anlamak, realitenin ne olduğuna dair kişisel bağlarınızın olması gelişimin başlangıçlarından biridir. Etrafında ne olduğunu merak eden bir çocuk ne yapar? 

Evinden dışarı çıkar, keşfeder. Çamurun içinde ince kıvrım kıvrım bir şey görür yanında annesi varsa ona sorar. Anne bu ne? Solucan kızım. Tamam. 

Akşam evde aile yanında televizyon izleyen çocuk, filmde yılan görür ve şöyle der" Anne bak, solucan gibi".  Çocuk realiteyi algıladı. Beş duyusuyla değerlendirdi, çıkarım yaptı anlam ilişkisi kurdu. İzlenimi aldı entelektüel merkeze attı. 

Realiteyi beş duyu ile algılıyoruz. Dik dörtgen, beş tane girişi var. Sürekli izlenimler giriyor. Değerlendiriliyor ancak ne çıkıyor?  Kabala bilgeliğine bakacağız. 

 Görsellerde bazı rakamlar var. 0 1 2 3 ve 4. Bunlar alma arzusunun nasıl oluştuğuna geliyor. Biz, bir kap içine inmiş Ego'yuz. Çok özetle. Bney Baruch'ta kabala detayları var. Burada realitenin algılanmasına bakacağız, bunu da kabala bilgeliğinden alacağız. 

Etrafımızda katı bir şeylerin olduğunu nasıl biliyoruz? Elinizdeki telefon katı mı? Dokunma ile bir gerçeklik yaratılıyor. O zaman alıcıların yarattığı kişisel gerçekliğimiz içindeyiz. Herkese göre değişen realiteler içindeyiz. 

 

Şu anda ışık tayfının çok limitli bir aralığını algılıyoruz. Eğer bulunduğunuz yere ultra viyole ile baksanız her şey değişir. Yani, bir madde üzerine gelen etkiye, güce, tesire göre tepki veriyor. Bizde onu algılıyoruz. Şimdi nereye geldik? Geldiğimiz nokta, kişisel uyarıcılarımıza çarpan kendi biricik çoğunlukla yanlış gerçeklik algısı. Dışarıda gördüğünüz şey gerçekten öyle olmayabiliriz. 

Realitelerin içine bir de duyguları, öğrenilmiş öğretilmiş kabulleri ekleyin zaten desen ortaya çıktı. Tanrı, erkek, beyaz sakallı biz ölünce bizi bekliyor. Şu günah bu yanlış. Bu böyle şu şöyle. Hop, realite oluştu. Ancak bu zihinsel seviyede bir realite algısı. Çünkü, görünmeyen dünyaya daha sinyal yollayıp bize çarpanları değerlendirecek, analiz edecek bir algımız yok. Algımız var ancak şu anda bizim kullanımımıza açık değil. 

Şimdi aşağıda işler kişisel realiteler içinde. Hakikatten, gerçekten çok uzak. Sen kendi duygunla, doğmalarınla gerçeği öyle görüyorsun, kabul ediyorsun ve yargılıyorsun. Tamam, bunun üzerine çıkalım. 

Her şey bir yere birçok farklı şekiller, renkler, tesirle bağlı. Yukarıda hakikat var, kişiden kişiye göre değişmeyen bir şey (?) ancak aşağıda onu sekiz milyarda farklı anlıyor. O kadar da farklı din, inanç, sistemi var. Yukarıya bağlıyız, bir geliyor bin oluyor. Tamam bu güzel. 

Ancak o damarlardan yukarıya hakikate çıkabiliriz. Bunun için yol, üstat, grup gerekli dışsal olarak. İçsel olarak da hazırlık, niyet gerekli. 

Yukarıya kök aşağıya dallar denilir. Köklerden buraya sarkar biz onu alır kendimize göre yorumlarız. Hristiyanlık (?) mezhepleri, müslümanlık mezhepleri

 musevilik mezhepleri gibi. Daha onlarcası. Budizm, Hinduizm ... liste böyle gidiyor. 

Kökler ile dallara kadar gelelim. Buraya kadar tamamsak, artık köklerin ne olduğunu anlayabiliriz.

 

Bundan sonra arayıcı, kapıyı çalmak isteyebilir?

 

" Behold, I stand at the door, and knock: if any man hear my voice, and open the door, I will come in to him, and will sup with him, and he with me. "  

Help Nature and work on with her; and Nature will regard thee as one of her creators and make obeisance. The Voice Of The Silence - H. P. Blavatsky