Standartsız Doğadan Notlar : Her Şey ile Her Şey Olmak ve Bana Bağlı Yaşamların İstedikleri Üzerine I
- Avni Onur Sevinç

- 18 Oca
- 2 dakikada okunur
Ateş Kuşları Dağıldı, Geriye Kalanlar Yanıyor mu?
İşler ilginç hale geliyor dostlar.
Aramızdaki ateş kuşları için de geçerli bu. Fire Fly ekibi dağıldı, herkes başka türlü yerlerde, başka türlü hayatlara savruldu. Bazılarımızın standartları hiç olmadı zaten, bazılarınınki ise o kadar ilginç ki tarif edilemiyor. Ama asıl mesele şu: Bazı ateş kuşları ateşi hâlâ hatırlıyor. Pasif bir hatıra değil bu; aktif, capcanlı, yaşadıkları her şeyin içinde ve onlarla birlikte yanıyor.
Şimdi o kuşlardan birinin içindekileri/dışındakileri biraz paylaşmak istiyorum.
Dışarıdan bakınca her şey "yerinde" görünüyor
En son büyük kardeşlik ağında yapılan “seçimler” meselesi… Değerli dostlar, dışsal bir otorite, dışsal bir yönetim neye bakar? Disipline, değere, özenine… Ve bunları nerede görür? Kılık kıyafette.
Katılımcıların üstleri başları gayet yerinde. Güzel kesim pantolonlar, ütülü gömlekler, doğru renk kombinasyonları. Ama içeridekiler? Hiç de öyle değil.
Dış, içinin geldiğini bilmiyor. Çünkü kendi içinde kocaman bir boşluk var. İçi inşa etmeyi bilmeyen biri, dıştaki cilayı yeterli sanıyor. Oysa biz biliyoruz: Cila çatladığında altında ne olduğu ortaya çıkar.
İşte burada, o ateş kuşlarından birinin gözünden bakınca, bu manzara hem komik hem acı.
Erkek kalitesi meselesi… Evet, yine o konu
Ülkemizde cis-hetero erkeğe bir daha bakmak istemiyorum. Çünkü görülecek pek bir şey yok.
Büyük bir işe yaramazlık, düşüklük, seviyesizlik… Hemen yanında da tabii ki “tercihler”, yükselişler, ilerlemeler. Düzenli gittiğim mekanlarda gözlemlediğim kadarıyla şu gerçek ortaya çıkıyor: Tercihlerin aydınlanmadan olması çok zor.
Aydınlanma derken üniversite diplomasından, entelektüel gösterişten bahsetmiyorum. O bambaşka bir şey.
Peki kadınlar bu erkeklerle ne yapıyor? Ne yapabilir? Ne yapılabilir ki bunlarla? :)
DB’nin yaptığı da tam olarak bu değil mi zaten? Onlar mı çalışsın, biz mi? Tabii ki biz.
Ama bizim içimizde de sınıflar yok mu? “Ben mi çalışayım, onlar mı?” sorusu hep aynı yere çıkıyor. Cevap belli aslında. Yine de erkek kalitesindeki bu dramatik düşüklük, artık sıkıntılı bir boyuta ulaştı.
Tiyatroda alkışlanan intiharlar

Şu tiyatrolara da değinelim biraz. En son Kırmızı Tavşan ve Beyaz Tavşan oyununa gittik.
Birbirinden kopuk hikayeler, tuhaf bir şekilde intihar teması… Ve insanlar bunu beğeniyor. Ayakta alkışlıyor.
Nasıl bir duygu vardı salonda? Ne geçti içimizden? Ne zaman bunları beğenir olduk ki?
Var ey Doğa standartların ne zaman olacak oğlum?
Evet, büyük baba. Evlerde normal yolla doğan çocuklar olarak inisiyasyonlarımızı alsak da standartlar geliştirmeyi öğreniyoruz. Sanırım bu Doğa kuşunun hayatındaki en kritik konu, her yerde her şey olurken yaşamak isteyenlerin istediği standartları verememek ve bunun duygusu?
Buna devam edelim.
D.



Yorumlar