Yaratılış Benimle Dün Akşam Konuştu : Ve Dedi Ki, Fark Ediyorsan Yapmalısın : Yapacaklarım Üzerine II
- Avni Onur Sevinç

- 6 gün önce
- 2 dakikada okunur
"Space To Bakersfield" biliyorsunuz; yaratıcı her zaman aynı şekilde konuşmaz. Bir şeyin içindeki yaşama yaratıcı deyip duruyoruz ve kendimizi ilginç bir seviyeye bağlıyoruz. Bu arada diğer taraf da pek insancıl değil; bir şeyleri bilmeye olan istekliliğimiz bizi inanca götürüyor. İnanmamak, deneyimlemek için yapılması gerekenlere inanmak gerekiyor?
Değer versek daha iyi, tabi bir değer mekanizmamız varsa. Kuşlar, şunu kabullenmek mi gerekiyor acaba çatışmadan; bir de çatışsan ne olacak ki? Gizemleri / gizem küresini delemiyoruz, delmiş biri de yok. Penetrasyon seviyemiz üzücü boyutlarda. Makinelerin Zion'a yaptığını biz kendimize yapamıyoruz, servis edilen ve satın alabileceğimiz kapalı küreler tablosu IKEA'da da satılıyor. Genci-yaşlısı, zengini-fakiri hepsi orada ve görüyorlar. Gördüklerinden neyi anladıklarını ne yapacaksın ki?
Kültürde olan ve birbirimize verdiğimiz, bir şeymiş gibi takındığımız etin içine geçmiş ve çoğunluğun gurur, kibir ve ego gibi anlamlarıyla kemikleşmiş ahlak, sanırım bu zamanın ekmeği. Gizemlerin açılması ve yaygınlaşması için biraz daha zaman var bizim ülkemizde. Diyorum ki bana yaratılışı deneyimleyeceğim ritüelleri verin; onlar da ahlak anlatıcılığına giriyor. İzin ver, senin yönteminle ben deneyimleyim ve kademe kademe o deneyim beni dönüştürsün. Kendi kendimin yoluna uygun olarak ahlaklanayım, bana anlatma. Senden feyz alırım gerekirse ya da senden yayılanlardan; zaten aynı ekolojideyiz ve bir takım mental / duygusal bağlantılarımız var.Oğlan çocukları işleri bozuyor. Belki de sünnet travması hala geçmedi, anneleri sütten kesse de oynadıkları joystick gerçeklik yaratıyor alanlarında. Astral elementallerin bu işi rahatsız edici değil mi?
Vaziyet alın oğlanlar. Hiç kullanamayacak kasları yapanlar ve gerçek kasları olanların onları kullanmak zorunda olduğu bir dünyaya hala Fight Club eleştirisi yapmak biraz haksızlık değil mi? Kırmızıyı unutuyoruz, orası kesin. “Gerçek kas zihin kasıdır” deyip geçmeyin çünkü gerçeğin nerede ne zaman kullanılabilir olduğu giderek değişiyor.
Minik kuşlar ailesinin uçmayı unutan üyeleri. Yine de evrim döngüsünde iki ayak yerde olmalı ve istediğin kadar uç, dünyadasın. O nedenle yaratılış sizinle nasıl konuşuyor? Burada biraz üzülüyorum çünkü yaratılış; yaratıcıdan farklı örülüyor gibi duruyor. Kaynaktan sürekli yayılan ağlar / parçacıklar, bizim (diğer yaratıcıların) onunla ne yaptığıyla ilgili. Kök maddeler aynı olsa da kökün ihtiyaca, düşünceye ve duyguya verdiği tepkiler farklılaşıyor.Üzen şey, gelişmiş (?) zekaların oluşturduğu ağın içinde ilerliyor ya da o ağın içinde gelişiyor olmak. Kurbanız demiyorum; yine de tercihler üzerinden manipülasyonlar var. Güçlü negatif taraf negatif tesirlerle ziyafet çekerken daha da güçleniyor ve daha fazla tesir gönderiyor; güçlü pozitif taraf da diğer araçlarla kendine geliyor. Şimdi burada korkup arada kalıp neyi seçeceğiz? Ek Onkar titreşimleri mi yayalım düşük olan bize nüfus etmesin diye?
Bu alanı bırakıyorum, sonrasında konuşuruz.
Yaratılış benimle yine konuştu; ben de onunla yaratımlarım aracılığıyla. Anladım dostum, “kim” olduğum üzerine baya gel gitler oluyordu zaman içinde; birbirini ittiren taraflar o biraz da bir orada bir burada hissinin kaynağıydı. Şimdi üç kişiyle yaşıyoruz; üçünü de görüyorum.
Devamı III'te
HGAD
D.



Yorumlar